Japonya, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez merkezi bir istihbarat yapılanması kurdu. Ülkenin güvenlik açıklarını gidermeyi amaçlayan Ulusal İstihbarat Bürosu, 31 Temmuz Cuma günü resmen faaliyete geçti. Düzenleme, Tokyo’nun pasifist çizgisinden uzaklaştığı eleştirilerine ve temel hakların korunmasına ilişkin tartışmalara da neden oldu.
Yeni yapılanmanın, ilerleyen dönemde kapsamlı bir casuslukla mücadele yasasının çıkarılmasına ve ABD’deki CIA ya da İngiltere’deki MI6 benzeri bir dış istihbarat servisinin kurulmasına zemin hazırlayabileceği belirtiliyor.
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, yeni düzenlemelerin ülkenin istihbarat sistemini güçlendirme hedefinin yalnızca başlangıcı olduğunu söyledi.
Dünyadaki güvenlik ortamının giderek istikrarsızlaştığını belirten Takaichi, siber saldırılar, casusluk faaliyetleri ve örtülü etki operasyonları gibi yeni savaş yöntemlerine karşı hazırlıklı olunması gerektiğini vurguladı.
Takaichi yönetimi, daha önce sınırlı yetkilere sahip olan Kabine İstihbarat ve Araştırma Ofisinin yetkilerini artırarak Ulusal İstihbarat Bürosuna dönüştürdü. Japonya hükümeti, yeni yapılanmayla farklı kurumların elindeki bilgileri tek merkezde toplamayı ve karar alma süreçlerinde daha etkili kullanmayı hedefliyor.
DAĞINIK YAPI TEK MERKEZDE TOPLANACAK
Japonya’da bugüne kadar dışişleri, savunma ve adalet bakanlıkları ile Ulusal Polis Teşkilatı ve diğer kamu kurumları kendi istihbarat birimleri aracılığıyla bilgi topluyordu. Ancak bu kurumların elde ettiği bilgilerin düzenli ve stratejik biçimde paylaşılmadığı eleştirileri yapılıyordu.
Yaklaşık 700 çalışanı bulunan Kabine İstihbarat ve Araştırma Ofisi ise kurumlar arasında koordinasyon sağlamaya çalışmasına rağmen diğer bakanlıklar üzerinde yeterli yetkiye sahip değildi.
Yeni sistemde Ulusal İstihbarat Bürosu, farklı kamu kurumlarından gelen bilgileri toplayacak, değerlendirecek ve hükümete sunacak. Bakanlıkların ellerindeki istihbaratı büroyla paylaşması da artık resmî bir yükümlülük olacak.
Büro; terörle mücadele, ulusal acil durumlara müdahale, yabancı ülkelerin casusluk faaliyetleri ve kamuoyunu etkilemeye yönelik gizli operasyonlara karşı çalışmalar yürütecek.
Yeni büronun faaliyetleri, Başbakan Sanae Takaichi’nin başkanlık edeceği Ulusal İstihbarat Konseyi tarafından denetlenecek. Üst düzey bakanlardan oluşacak konsey, ülkenin istihbarat önceliklerini ve güvenlik stratejisini belirleyecek.
Uzmanlar, düzenlemenin Japonya’nın uzun süredir parçalı halde bulunan istihbarat sistemini merkezileştireceğini belirtiyor. Bununla birlikte Japon parlamentosunda istihbarat faaliyetlerini sürekli denetleyecek özel bir komisyonun bulunmaması, demokratik gözetim konusundaki tartışmaları artırıyor.
JAPONYA NEDEN “CASUSLAR CENNETİ” OLARAK ANILIYOR?
Japonya, II. Dünya Savaşı öncesinde güçlü bir güvenlik ve istihbarat yapılanmasına sahipti. Ancak bu kurumlar, dönemin otoriter yönetimi tarafından muhaliflere ve ülke içindeki farklı gruplara yönelik baskılarda da kullanıldı.
Savaşın ardından ülkenin demokratikleştirilmesi sürecinde istihbarat kurumlarının yetkileri önemli ölçüde sınırlandırıldı. Japonya, güvenlik ve stratejik istihbarat alanında büyük ölçüde ABD’ye bağımlı hale geldi.
Bu durum, dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olan Japonya’nın bağımsız bir dış istihbarat servisine sahip olmamasıyla sonuçlandı. Ülkede casusluk faaliyetlerini genel olarak suç sayan kapsamlı bir yasa da bulunmuyor.
Eski Japonya Başbakanı Yasuhiro Nakasone, 1983 yılında ülkesinin “casuslar cenneti” haline geldiğini söylemişti. Nakasone’nin hazırladığı casuslukla mücadele yasa tasarısı ise ağır cezalar içermesi ve özgürlükleri tehdit ettiği eleştirileri nedeniyle kabul edilmemişti.
Japonya’nın yeni istihbarat yapılanmasının arkasındaki en önemli nedenlerden birini bölgedeki güvenlik tehditleri oluşturuyor.
Çin, Rusya ve Kuzey Kore’nin gelişmiş istihbarat kapasitelerine sahip olması, Tokyo yönetiminde kaygı yaratıyor. Japonya’nın yaklaşık 55 bin ABD askerine ev sahipliği yapması da ülkeyi yabancı istihbarat servisleri açısından önemli bir hedef haline getiriyor.
Uzmanlara göre yabancı ülkeler, Japonya’daki ABD askerî faaliyetleri, yeni silah sistemlerinin konuşlandırılması, Tokyo’nun Ukrayna politikası ve Japon şirketlerinin teknolojik çalışmaları hakkında bilgi toplamaya çalışabilir.
Rusya, Çin ve Kuzey Kore arasındaki askerî ve siyasi işbirliğinin güçlenmesi de Japonya’nın kendi güvenliğinde daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiği düşüncesini destekliyor.
BİLGİ PAYLAŞIMINDA GÜVEN SORUNU
Japonya’nın istihbarat sistemindeki zayıflıkların müttefik ülkelerle bilgi paylaşımını da olumsuz etkilediği belirtiliyor.
Uzmanlar, hassas bilgilerin yabancı devletlere sızdırılabileceğine ilişkin endişelerin, ABD ve diğer ortakların Japonya’yla istihbarat paylaşırken daha temkinli davranmasına yol açtığını ifade ediyor.
Son dönemde Rusya’nın Japonya’daki güvenlik açıklarından yararlanarak bazı teknolojik parçaları ülke dışına çıkardığı ve bu parçaların Ukrayna savaşında kullanılan füze ve insansız hava araçlarında değerlendirildiği yönündeki bulgular, tartışmaları daha da artırdı.
Yeni yapılanma, Japonya’da herkes tarafından desteklenmiyor. Muhalefet partileri ve sivil toplum örgütleri, istihbarat kurumlarının yetkilerinin yeterli denetim mekanizmaları kurulmadan genişletildiğini savunuyor.
Anayasal Demokrat Parti Milletvekili Makoto Oniki, yeni sistemin kişisel bilgilerin korunması ve özel hayatın gizliliği açısından ciddi riskler taşıdığını belirtti. Oniki, demokratik denetim mekanizmaları oluşturulmadan istihbarat kurumlarına daha fazla yetki verilmesinin insan hakları ihlallerine yol açabileceği uyarısında bulundu.
Mayıs ayında tasarının parlamentoda görüşülmesinden önce düzenlenen protestoya 200’den fazla kişinin katıldığı bildirildi.
İnsan hakları kuruluşları da hazırlanması planlanan casuslukla mücadele yasasının ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve kamuoyunu bilgilendiren kişilerin korunması açısından açık güvenceler içermesi gerektiğine dikkat çekiyor.
GÜNDEMDE DIŞ İSTİHBARAT SERVİSİ VAR
Takaichi yönetiminin bundan sonraki aşamada kapsamlı bir casuslukla mücadele yasası hazırlaması bekleniyor. Hükümet ayrıca ülke dışında insan kaynaklı istihbarat toplayacak bağımsız bir dış istihbarat servisi kurmayı değerlendiriyor.
Uzmanlara göre ABD ve İngiltere gibi ülkelerde istihbarat teşkilatları parlamentodaki komisyonlar, yargısal mekanizmalar ve bağımsız denetim organları aracılığıyla kontrol ediliyor.
Japonya’daki tartışmanın bundan sonraki bölümünü de yeni istihbarat kurumlarının hangi sınırlar içinde faaliyet göstereceği ve bu kurumların demokratik denetiminin nasıl sağlanacağı oluşturacak.
The post II. Dünya Savaşı’ndan sonra bir ilk: Japonya istihbaratı merkezileştiriyor first appeared on Kilis Egitim.